Gümülcine, 20.06.2025
Platon adaleti, her bireyin toplumda kendi görevini en iyi şekilde yapması olarak tanımlar. Ona göre adalet, hem birey hem toplum düzeyinde herkesin ve her şeyin kendi yerinde olması, kendi işini yapmasıdır. Devletin içinde bulunan her sınıf veya topluluk kendi varlık nedenine uygun olarak tanınmalı, görev yapmalı ve dışlanmamalıdır. Eğer bir topluluğun doğasına uygun kimliği ve işlevi tanınmazsa, bu adaletsizlik olur çünkü toplum içindeki "uyum" bozulur. Bu yönüyle adalet ne sadece yasaların uygulanmasıdır, ne de herkese eşit davranmak demektir. Nitekim adalet sadece yasalarla değil, vicdanla da ölçülür. Yasa vicdanla uyumlu ise adalet sağlanır.
Peki Platon’un adalet kavramı Batı Trakya özelinde değerlendirilirse…Batı Trakya Türklerinde adalet hangi ölçüte göre sağlanmaktadır? Örneğin yasa 42 yıldır İskeçe Türk Birliği’ni ve diğer Türk derneklerini resmiyetten yoksun bırakmaktadır. Öte yandan 17 yıl önce vicdana göre karar veren yasa ise İskeçe Türk Birliği’nin evrensel değerlere, ulusal ve uluslararası hukuka uygun, meşru bir dernek olduğunu tescillemiştir.
Yunanistan’da ve Batı Trakya’da yasa anaokulu eğitimini zorunlu kılmaktadır. Adaleti sağlayacak vicdana dayalı yasa ise nitelikli nesiller yetiştirmek için anaokulda anadilde eğitimi- yani Türkçe-Yunanca azınlık anaokullarını öngörmelidir. Ana-yasa eğitimin amacını Yunan ulusal bilinç ve dini inancını geliştirmek olarak belirlemektedir. Peki bilime, çağdaşlaşmaya, kimliklerden ziyade insanlığa katkıda bulunmayı amaç edinmesi gereken eğitim sistemi, bu ülkede tarihsel olarak var olmuş Türk, Makedon, Ulah, Arnavut ve Arvanit doğal kimliklerine karşı adil midir?
Bugün yasa ekonomiye, sosyal hayata katılımda her vatandaş için tam bir eşitlik öngörmektedir. Ancak geçmişin eşitsizliklerle, dışlanmışlıklarla işlenmiş mirası bu eşitliği mümkün kılmakta mıdır? Yönetimin vicdan, adalet ve eşitlik yaklaşımlarında mevsimlik işlerde, ekonomik göç yolunda veya işsizlik pençesindeki Batı Trakya Türk gençlerinin yeri nedir?
Batı Trakya Türklerinin doğasına uygun kimliği, bu ülke içindeki yeri tanınmadıkça adalet terazisinde vicdan nasıl ağır basacaktır? Kamu düzenine aykırılık gerekçesiyle Türk kimliğini reddeden anlayış son tahlilde Platon’un 2300 yıl önce düşündüğü toplum içindeki “uyum”u asıl zedeleyen değil midir?
Tüm bunlar birlikte değerlendirildiğinde, her zaman hakkı, haklıyı desteklediklerini beyan eden Yunanistan yetkilileri kendi adalet tanımlamalarında vicdanlarından ve Platon’un düşünsel mirasına saygılarından emin midirler?
Kerem Abdurahimoğlu
