18.03.2025
- Onlar asla geri dönmeyi düşünmediler.
- Allah'ı arzu ettiler ve kavuştular.
Bundan tam 110 yıl önce, 1915 yılında Osmanlı toprakları emperyalist devletler tarafından işgal edilmek istendi. İlk geçit noktası Çanakkale Boğazı idi. Burasını geçip İstanbul’u ele geçirmek istiyorlardı.
Osmanlı ordusu buna karşılık vermek ve vatan toprağının bu kadar kolay işgal edilemeyeceğini göstermek zorundaydı; yoksa vatan elden gidiyordu. Vatan giderse Türk Milleti de gidecekti. İsimleri kulaklarına ezanla fısıldanan çocuklara sonra nasıl hesap verilecekti.
Büyük bir azim ve gayret gösterdiler. “Çanakkale geçilmez” diyerek vatan toprağının ne kadar değerli olduğunu cümle aleme gösterdiler. Kanlı Sırt’a, Conk Bayırı’nda, Seddülbahir'de kanlı çatışmalar oldu. Düşmana geçit vermediler. Vatanlarını şehit kanlarıyla suladılar ve genç nesillere parlak bir devlet bıraktılar.
Çanakkale, Mustafa Kemal Atatürk gibi bir dahiyi ortaya çıkardı. O’nun parlak zekası ve cesaretiyle savaşın gidişatı değişti.
Osmanlı’nın vatan imdadına her genç koştu. Ortadoğu’dan, Balkanlar’dan çağrıyı duyan hiç tereddütsüz orduya katıldı. Gümülcine’den, İskeçe’den, Dedeağaç’tan, Kırcaali’den, Gazze'den, Üsküp’ten, Kafkaslar'dan, Prizren’den, Kerkük’ten v.d. Osmanlı coğrafyasından gençler büyük bir birlik, cesaret ve beraberlik gösterek gözlerini kırpmadan kanlarının son damlasına kadar çatıştılar.
Gümülcine’den İbram Onbaşı da diğer arakadaşları gibi hiç tereddütsüz vatan savunmasına koştu. Okuması yazması olduğundan levazım bölüğüne alındı. Arkadaşları cephede savaşırken oturmak onun ağrına gidiyordu. Komutanına bir kaç defa cepheye gitmek istediğini söyledi ve en sonunda arkadaşlarının yardımına koştu. Diğer bir çok arkadaşı gibi yaralandı ve en sonunda İngilizler’e esir düşerek Halep’e gönderildi. Burada epey kaldıktan sonra serbest bırakıldılar. Memleketine dönmesi çok zordu, çünkü her taraf düşman kaynıyordu. Bulgaristan’a gitti. O yıllarda Şumnu’dan Gümülcine’ye gelen namaz hocaları pek meşhurdu. Hocalardan biri onu yanına yardımcı gibi aldı ve köyüne kadar getirdi. Böylece cephede tanımadığı vatan sevdalılarıyla bu sefer Bulgaristan’da karşılaşmıştı.
İbram Onbaşı 1960 yılında hastalandı, göz kapakları düştü. İstanbul’a hastaneye götürüldü ve orada vefat etti. Şu dünyanın işine bakın ki Çanakkale Savaşları’nda sağ kurtulan İbram Onbaşı, bu sefer yine Türk toprağında canını bırakıyordu. İşte bu mümtaz ve vatansever insan benim dedemdi. Ben de onun adını gururla taşıyorum. Bir kez daha tüm şehitlerimizi minnet, şükran ve rahmetle anıyorum. Ruhları şad, mekanları cennet olsun.
