3.08.2024
Seçek Azınlık Eğitim ve Kültür Derneği tarafından düzenlenen “Seçek Yağlı Güreşleri ve Kültürel Etkinlikleri”nde ikinci günde yeniden bir geleneğin yaşatıldığı görüldü.
2024 Seçek Ağası Ali Topal, 3.08.2024 günü Salıncak – Hamilo köyündeki evinden dualarla çıkarıldı. Törene yüzlerce soydaşın yanısıra davul-zurna ekibi de eşlik etti. Soydaşlar Ali Topal’ı evinde tebrik etti. Bu yıl hayvanlarda hastalık olması sebebiyle hediye olarak hayvan getirilemedi.
Tören, 2024 Seçek Ağası Ali Topal’ın kısa selamlama konuşmasıyla başladı.
Ağa Ali Topal, çok değerli geleneğimizi ve kültürümüzü başlattıklarını, inşallah birlkte tamamlayacaklarını ve halkın katılımından dolayı çok mutlu olduğunu söyledi.
Etkinliğin devamında da Kur’an-ı Kerim okundu.
BU GELENEK VE GÖRENEKLER BİZE, ANADOLU’YA VE ORADAN RUMELİ TOPRAKLARINA AYAK BASAN ALPERENLERİMİZDEN, YANİ ATALARIMIZDAN MİRAS KALMIŞTIR.
Böyle anlam yüklü bir etkilikte birlik ve beraberliğin pekiştirilmesine vesile oldukları, onore ettikleri ve şeref verdiklerini belirten bölgenin kanaat önderlerinden Hasan Apti, “Bu gelenek ve görenekler bize, Anadolu’ya ve oradan Rumeli topraklarına ayak basan alperenlerimizden, yani atalarımızdan miras kalmıştır. Bu miras bize, günümüzden yaklaşık olarak 7 asır evvel Orta Asya’dan Anadolu’ya Ahmet Yesevi ekolünden gelmektedir. Unutulmamalıdır ki Rumeli toprakları devlet fetihleriyle değil, gönül fetihleriyle yapılmıştır. Böylece bu anlam dolu güzel topraklar bizlere vatan olarak nasip kılınmıştır.
Evet, bizler, bugün burada isek bu gönül erenlerinin sayesinde varız. Bu gönül erenlerinin başında Türkistan Ahmet Yesevi ekolünden gelen Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli gelir. O Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli ki Anadolu’da dergahını kurmuş, 72 milleti Allah’ın bir nazarı gibi görmüş; sevmiş, sevilmiş ve herkesin kalbinde taht kurmuştur. Hacı Bektaş-ı Veli Hazretleri ise bu düstürun temellerini ise Kur’an-ı Kerim’den, Hz. Peygamberin evlâdı ve ashabından almıştır ve bunu Türk-İslâm düşüncesiyle harmanlamıştır. Bu düşünce tasavvuf felsefesiyle batıni İslâm yorumu ile şekillenmiş ve Anadolu’yu baştan başa kuşatarak kardeş kılmıştır. Böylece Anadolu Hz. Peygamber’in Ehlibeyt yurdu yapılmıştır. Bu düşünce ekolüyle yola çıkan erenler Hacı Bektaş-ı Veli’den aldıkları ilham ve mirasla Rumeli dediğimiz bütün Balkan coğrafyasındaki insanların gönüllerne girerek yer edindiler ve gönül kazandılar. İnsanların yüreklerinde sönmez bir meşale bıraktılar. İşte bu gönül erenleri, Balkan coğrafyasında günümüze kadar Türk-İslâm medeniyetiyle anılmasına vesile olmuşlardır. Bu erenler ise Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre, Hazreti Mevlânâ ve Kızıldeli Sultan başta gelen ululardandır. Görüyoruz ki bunlar insanların gönüllerini öyle aşıladılar ki binlerce insanın İslâm’a girmesine vesile oldular.
KUR’AN’I SADECE OKUYUP GEÇMEZLERDİ. KUR’AN-I KERİM’İ OKUDUKLARINDA UZUN UZUN DÜŞÜNÜR, ÜZERİNDE HEDEFİN NE OLDUĞUNU ANLAMADAN DİĞER AYETE GEÇMEZLERDİ.
Peki bu büyük erenlerin amaçları neydi ve nasıl yaşadılar? Bu sorunun cevabı ise her Mslüman gibi ellerinde Kur’an-ı Kerim vardı ve onu okurlardı, ama bizden biraz farklı okurlardı. Kur’an’ı sadece okuyup geçmezlerdi. Kur’an-ı Kerim’i okuduklarında uzun uzun düşünür, üzerinde hedefin ne olduğunu anlamadan diğer ayete geçmezlerdi. Karşılaştıkları ayetlerden bir tanesi şüphesiz “Biz, Allah’tan geldik, yine Allah’a döneceğiz” kelimelerini hiç bir zaman akıllarından çıkarmadılar. Bütün insanlara bir Allah’ın nazarı ile baktılar, yaklaştılar. İnsanoğlunu yaratılan en üstün varlık gördükleri için hangi inanca, hangi dine mensup olduklarına bakmadan sevgilerini paylaştılar, insanların gönüllerini fethettiler.
BU GÖNÜL VE MUTASAVVIF ERENLER, KOMŞUN GAYRİ MÜSLİM DAHİ OLSA, KOMŞUNA SAYGISIZLIK ETME, KOMŞUNUN HAKKINI VER, DEDİLER.
Genelde insanlığın ve özelde ise biz Müslümanların içine düştüğü felaketlerin başında, erenlerin ve sufilerin yolundan uzaklaştığımız içindir. Onların yolu sevgi, saygı ve adalet idi; birlik, beraberlik, kardeşlik yani İslam’dı, Kur’an’dı. Günümüz İslâm alimleri bu yolu terk ettiler ve insanlara ve özellikle de Müslümanlara bunları öğretmediler. Bu gönül ve mutasavvıf erenler, komşun gayri müslim dahi olsa, komşuna saygısızlık etme, komşunun hakkını ver, dediler. Düşmanlık etmediler, barış ve huzur telkin ettiler. Zira kendi içlerinde barış huzur, birlik, beraberlik ve kardeşliği yakalamışlardı. Her ne olursa olsun, kim olursa olsun, hangi dinden ve ırktan olursa olsun, insan Allah’ın yarattığı bir varlık ruhundan yaratılmıştı. Yeryüzünün halifesi kılmış, yani Allah insanı sevgiden yaratmıştır.” Görüşlerine yer verdi.
Törenin sonunda da özetle Hasan Apti aşağıdaki duayı yaptı:
Bugün burada kutladığımız zafer bayramının kutluluğu için barekellah.
Gelen misafirlerin mutluluğu için barekallah.
Daha nice yıllara vesile olduğu için barekallah.
Yedi iklime sancak götürenler için barekallah.
Bu topraklarda kimisi şehit, kimisi gazi olanlar için barekallah.
Yoluna gönül vereler için barekallah.
Dünya ve ahiret mutluluğu için barekallah.
Yedirip içirenlerin kabulü içn barekallah.
Dertlerine deva, gönülleirne şifa için barekallah.
Bu toprakları bizlere yurt edenler için barekallah.
.............................................................................
Ağa Ali Topal kalablık bir konvoyla Mehrikoz köyü yakınlarındaki güreş alanına intikal etti.
Etkinlik 4 Ağustos günü de yağlı güreş finalleri ve gece de eğlenceyle sona erecek.
Etkinliğe Seçek Azınlık Eğitim ve Kültür Derneği Başkanı Necmettin Kahya, bölgenin kanaat önderlerinin yanısıra yüzlerce soydaş katıldı.
