31.05.2024
1967 Cunta yıllarıydı. İlkokul öğretmenimiz rahmetli Yusuf Ahmetoğlu bizlere “Dağ Başını Duman Almış” marşını öğretirken, “çocuklar penceleri kapatın” dediği yıllarda bir Fenerbahçeliydik!
***
İlkokulu bitirip Gümülcine’ye gelip akşam sanat okuluna gittiğimiz, gündüzleri de tamirhanelerde çalıştığımız; Celal Bayar Yurdu bahçesinde futbol oynayan abilerimizi seyrettiğimiz ve de 1974 Kıbrıs olayları esnasında okulumuzun kapatıldığı yıllarda biz Fenerbahçeliydik!
***
Türkiye’de 12 Eylül 1980 darbesi yapılmış ve demokrasi çok ağır bir darbe almıştı. Darbeden hemen sonra Ankara’daki Gençlik Parkında, siyah perdeli sahnede, tahta sandalyede kırmızı elbisesi ile konser veren Selda Bağcan’ın o döneminde biz, Fenerbahçeliydik!
***
24 Temmuz 1995'te Lozan Antlaşması'nın 72. Yıldönümünde, Dr. Sadık Ahmet’in şüpheli bir trafik kazası sonucunda Batı Trakya Türklerini yasa boğduğu ve de cenazesine aldığı oydan fazla insanın katıldığı bu kara günlerde biz, Fenerbahçeliydik!
***
2000’li yıllarda Gümülcine’de ilk defa kurulan ve ne yazık ki yaşatamadığımız Fenerbahçeliler Derneğinin kuruluşunda biz, Fenerbahçeliydik!
***
Fenerbahçe şampiyon olduğunda, Rodop ilindeki Hebilköy’de dağlara taşlara kazınan sarı lacivert renkleri her gördüğümüzde bir gurur kaynağı olarak baktığımız yıllarda da biz, Fenerbahçeliydik!
***
Sarı lacivert renkler bir defa işlenmiş yüreğimize. Bu renkleri gördüğümüzde hep heyecan duyuyoruz; şampiyon olmasak bile!
Kısacası;
Biz, Fenerbahçeliyiz.
Biz, Fenerbahçeliyiz.
Biz, Fenerbahçeliyiz.
İçimizdeki Fenerbahçe sevgisini hiç bir güç silemez ki buna mahkeme kararları da dahildir.
